Adana

Sehrin Tarihi ve kısaca Tanıtımı

Verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça parça biriktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak mümkündür. Bir kültür sentezini oluşturan etkenler içinde Hitit kültürü ağırlıklı bir yer tutmakla birlikte, diğer ulusların verdiği katkılarla da tarih boyunca zenginleşmiştir.

Burada hüküm sürmüş 10 uygarlığın etkileri Adana’nın kültür yaşamında hala görülmekte ve hissedilmektedir. Adana ve Çukurova kültürünü önemli şekilde etkileyen gruplar özellikle göçebe, Türkmen ve Yörük aşiretleridir.

7-11. yy. arası Bizanslılar, Araplar ve aradaki küçük bir çok siyasi toplulukların kültür etkileri altında gelişen Anadolu, 11. yy.’dan itibaren tamamen Selçuklu kültürü etkisi altına girmiştir. Selçukluların ve onları takiben beylik devrinin etkileri Çukurova’da çok belirgindir. Beylik devrine damgasını vuran Ramazanoğlu Beyliği’nin zengin kültür varlıkları bugün hala görülmektedir.

Beylikler sonrası Osmanlı Devrinden kalma yazılı kaynaklar zamanın gelişimine ışık tutmaktadır. (Şeri/mahkeme Sicilleri veya Ziya Paşa devri kayıtları) Ovadan çok Toroslar’da yerleşen Türk (Yörük, Türkmen) aşiretleri uzun yüzyıllar dış etkenlere kapalı kalmış ve en az 10-15 asırlık Türk-Müslüman kültürünü pek fazla değişmeden muhafaza etmeyi başarmışlardır.

Adana’nın daha ovalık kesimlere yerleşmesi 19. yüzyıla rastlamaktadır (Osmanlı devrine, Cevdet ve Derviş Paşalar dönemine ) Ovaya yerleşme ile kültürde değişmeler başlamıştır. 20. yüzyılın ortasından itibaren de ovaya sanayileşmenin gelişi yöre kültür ve yaşamında büyük değişiklikler yaratmıştır.

Bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin birikimi, o toplumun kültürünü meydana getirir. Bir çok iç ve dış etkenlerin yarattığı sentez, toplumun belli bir dönemdeki kültürünü belirler. Verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça parça briktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak da mümkündür.

Özellikle 19.ve20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin artmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır. Ayrıca yörede yayla, deniz ve ova kültürünün de karışımı ile yeni bir kent kültürü meydana gelmiştir.

Çeşitli Kültürlerin Yörede Bıraktığı İzler

İlde çeşitli uygarlıklara ait toplam 65 adet büyük boyutlu sit alanı bulunmaktadır. Bu sit alanları içinde Kozan merkez ve Seyhan ilçe merkezi gibi kentsel sitler, Misis, Magarsus, Anavarza gibi arkeolojik sitler, Ağyatan, Akyatan, Yumurtalık Lagünü gibi doğal sitler, ayrıca anıtsal nitelikli kültür varlıkları da bulunmaktadır. Bunlar Misis ve Adana Taşköprüsü, Ulucami, Arasta, han-hamam gibi dini, askeri ve resmi yapılardır.

İLDEKİ KÜLTÜR KURULUŞLARI

Adana Arkeoloji Müzesi

1924 yılında Alyanazade Halil Kamil Bey tarafından Taşköprü yakınındaki Cafer Paşa medresesinde açılmıştır. 1950 yılında bugünkü Etnoğrafya müzesine, 5 Ocak 1972 tarihinde de bugünkü yerine (Girne köprüsü yanı) taşınmıştır. Müzeye eserler kazı, hibe, el koyma ve satınalma yoluyla toplanmıştır. En önemlileri Aşi Lahdi, Antropoit Lahid, Bronz Senatör Heykeli, Urartu dönemine ait madeni eşyalardır.

Etnoğrafya Müzesi

İl merkezinde, Kuruköprü’de 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılında müze haline getirilmiştir. Buranın Etnoğrafya müzesi olarak kullanılması 1983 yılındadır.

Atatürk Bilim Kültür Merkezi

Müze binası Seyhan caddesi üzerinde 19.yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindedir. İki katlı çıkmalı, kırma çatılı, ahşap bir yapıdır. Ramazanoğullarından Suphi Paşa’ya ait olan binada Atatürk, 15 Mart 1923’te Adana’ya geldiğinde eşiyle birlikte kalmıştır. Bina, Atatürk Kültür ve Bilim Merkezi Koruma ve Yaşatma Derneğince ve halkın katkılarıyla restore edilmiştir. 1981 yılında Müze Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmete açılmıştır.

Misis Mozaik Müzesi

1959 yılında Misis höyüğünün batı yönündeki sırtında açılmıştır. Adana Arkeoloji müzesine bağlıdır. Müzede yer alan mozaikler bu sanatın en gelişmiş zamanı olan 4.yüzyılın sonlarına ait bazilika tipinde bir tapınağın zemin mozaikleridir. Müzenin duvarları ışığı geçirecek şekilde cam tuğlalardan oluşmuştur. Bu mozaiklerin ortaya çıkartılmasında Alman Arkeologları Prof.Bossert ve Dr.Sudwing Budde yardımcı olmuşlardır.

Anıtlar Müdürlüğü

1984 yılında kurulan 1985 yılında faaliyete geçen Adana Röleve Anıtlar Müdürlüğü Kültür Bakanlığı’na ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile müzelerin bakım, onarım, inşaat restorasyon, müze ve çevre düzenlenmesine ait her türlü etüd, proje ve uygulama hizmetlerini yapmaktadır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gazintep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir.

Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü

1987 yılında kurulmuş, 1988 yılında faaliyete başlamıştır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gaziantep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir. Çalışmalar beş akademik üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülmektedir. Bu kurul adı geçen İllerdeki korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıkları hakkında karar vermektedir.

KÜLTÜR MERKEZLERİ

Adana İl Halk Kütüphanesi

1923 yılında Şeyh Ramazanoğlu kitaplıklarının birleştirilmesi ile kurulmuştur. 1963 yılında İl Halk Kütüphanesi adını almıştır. 5 Ocak 1976 tarihinde de Kültür Sitesi’ne taşınmıştır.

Çağdaş Çocuk Kütüphanesi

Gazipaşa Bulvarı, Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu bahçesinde hizmet vermektedir.

Mehmet Sabancı Çocuk Kütüphanesi

Yavuzlar Mahallesinde Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından yaptırılan iki katlı binada hizmet vermektedir.

100. Yıl Çocuk Kütüphanesi

İncirlik Kasabasında 1981 yılında Belediye tarafından verilen binada hizmete girmiştir.

Ayrıca Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık ilçeleri ile Sağkaya ve Mercimek beldelerinde de Halk Kütüphaneleri bulunmaktadır.

Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

Galeri 1978 tarihinde hizmete girmiştir. 1981 yılında Hacı Ömer Sabancı Kültür Mrkezine taşınmıştır. Galerinin amacı, topluma plastik sanat zevkini yaymak ve geliştirmek, sanatçılara eserlerini sergileme kolaylığı sağlamak, dünyadaki plastik sanat eserlerini tanıtmak ve sevdirmektir.

Tiyatrolar

Adana’da ilk tiyatro 1880 yılında şair Ziya Paşa’nın Adana Valiliği sırasında kurulmuştur. Adana Büyükşehir Belediyesi binası içinde bulunan Şehir Tiyatrosu 1926-1938 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapmış olan Turhan Cemal Beriker tarafından halkevi olarak yapılmıştır. 1941-1948 yıllarında Halkevi Başkanı Gazeteci Nihat Oral, bu konuda ileri bir adım atmış ve tiyatronun gençlik kolunu kurmuştur. Tiyatro ara ara açılıp kapanmış, bu gün hala çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi’nde Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Devlet Tiyatrosu bulunmaktadır.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası

Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak 1990 yılında kurulmuştur. 5 Ocak 1991 yılında ilk konserini vermiştir. Konserlerinde yerli ve yabancı birçok şef ve solist sanatçıyı konuk etmekte, ayrıca yurtiçi ve yurtdışında konserler vermektedir.

Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali

1969 yılında günümüze kadar devam eden bu gelenek etkinliğini gittikçe artırarak Adana’nın ismini duyuran önemli bir sanat olayı haline gelmiştir. Türk sinemasının gelişmesinde de önemli katkıları olmaktadır.

Halk Edebiyatı ve Aşıklar Geleneği

Çukurova’da, halk edebiyatı ve aşıklar geleneği yüzyıllardan beri sürmektedir. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda birçok masal, efsane, fıkra, ağıt v.b. derlenmiştir. Bunlardan en iyi korunanı aşıklık gelenrğidir. Adana’da aşıklar, sazlı(telden), sazsız(dilden) olmak üzere iki gruba ayrılır. Karacaoğlan, Dadaloğlu aşıkların en ünlülerindendir. Bunların dışında yörede Aşık Yusuf, Deli Boran, Feymani, Osman Eyyubi, Aşık Abdullah, Gündeşlioğlu, İlbeylioğlu, Kara Osman, Kul Halil, Kul Seydi İçgözoğlu, Aşık Karalı, Hacı Karakılçık, Abdulvahab Kocaman, Aşık Fidani, Aık Ömer, Aşık Ali, Aşık Hüseyin, Derdiçek ve İnce Arap gibi birçok aşık yetişmiştir. Kadın halk şairleri de bulunmaktadır. Bunların en ünlüleri; Durdu, Nazlı Gelin, Sinem Kız, Hasibe Hatun ve Hasibe Ramazonoğlu’dur.

Geleneksel El Sanatları

Yörede teknoloji ne kadar gelişmiş olsa da yerel olarak el sanatları önemini korumaktadır. Özellikle kırsal kesimde daha yaygın. Yrtkililer geleneksel el sanatlarını geliştirmek için gayret göstermekte, bir çok yerde kooperatif yoluyla bu çalışmaları desteklemektedir. En fazla yapılan el sanatları halı, kilim, çul, çuval, heybe, seren ve benzerleridir.

Devlet Tiyatrosu

1981 – 1982 sezonunda Kral Lear ile turne düzeninde perde açan Adana Devlet Tiyatrosu aynı sezon “Yunus Emre” adlı oyunun prömiyeriyle sürekli turne düzenine geçerek, 30 yıldan bu yana perdesini kapatmaksızın Adanalı Sanat Severlerle ayrıca çevre il ve ilçelere turneler düzenleyerek her sene on binlerce sanatseverle buluşmaktadır.

1998 – 1999 sezonundan bu yana Tiyatro Şenliği ile başlayan, 2001 – 2002 sezonunda Uluslararası boyuta taşınarak büyük emekler harcanarak düzenlenen “Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali” ile tüm sanat severlerin Dünya Tiyatrosunun seçkin örnekleriyle buluşması sağlanmıştır. Her yıl düzenli olarak devam eden “Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali”, 2008-2009 tiyatro sezonundan bu yana Festivalimiz sahneden Adana sokaklarına taşmıştır. Her yıl 27 Mart Dünya Tiyatrolar gününde başlayıp ve 28 Nisanda sona eren festivalimiz dünyanın en prestijli tiyatro festivallerinden biridir.

ADANA LEZZET VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Adana mutfak kültürü, yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş kuşaktan kuşağa aktarılan bir değerdir. Adana mutfak kültürünün şekillenmesinde, Adana’nın tarihi ve kültürel mirasının önemli bir rolü vardır. Adana’ya iç göçler nedeniyle konargöçer, köy, kasaba kültürü ve dış göçler nedeniyle çeşitli illerden kültürler taşınmıştır. Bu olgu da Adana mutfak kültürüne’ zenginlik ve çeşitlilik kazandırmıştır.

Toroslar ve cıvan dağlık coğrafyaya sahiptir. Yakın zamana kadar kapalı toplum yapısına sahip olan bu yörede geleneksel mutfak kültürünün korunduğunu görüyoruz. Adana’da dağ, yayla, ova ve deniz kültürü iç içedir. Bu da Adana mutfağına zenginlik sağlamıştır. Adana’da tarım ve sanayinin gelişmesi ulaşım ve teknolojinin getirdikleri yenilikler geleneksel mutfak kültürünün hızla değişmesine neden olmaktadır.

Değişim ve etkileşim nedeniyle Adana mutfağının bir bölümü unutulmağa yüz tutmuştur. Geleneksel yemeklerin bir bölümü nadiren yapılıyor. Bu yemeklerin yapılışını bilenler yavaş yavaş azalıyor. Yemeklerin bir bölümü de anılarda kaldı. Adana kadınının mutfak konusunda tutucu olması, binlerce yılda oluşan bu kültürün günümüze gelmesini sağlamıştır. Hayvancılık yakın zamana kadar temel geçim kaynağıydı. Tarım, buğday, hububata bağlı ekonomi Adana mutfağının oluşmasında önemli etkendir. Ada-na’nın Akdeniz Bölgesi’nde olması baklagiller, sebzeler ve meyveler yönünden çok zengin olması Adana mutfağını zenginleştirmiştir.

Adana insanı, çeşitli mutfak kültürleriyle beslenen mutfağını kendi yetenekleriyle öğrendikleri yemeklerin bir sentezini yaparak kendi damak zevkine uygun bir özgün bir adana mutfağı oluşturmuştur. Adana mutfağına hamur işleri, etli ve sebzeli yemekler hâkimdir. Adana mutfağında tat vericilerin önemli bir yeri vardır. Bunlar arasında maydanoz, nane, kırmızı biber, kırmızı pul biber, sumak, karabiber, kimyon, süs biberi, kekik, nar ekşisi soğan, sarımsak vb. sıralanabilir. Göçebe kültürden yerleşik kültüre en son geçen Adana Türkmen ve Yörükleri binlerce yıllık Türk mutfak kültürünü de günümüze kadar koruyup saklayarak taşımışlardır. Onlarda Orta Asya Türk mutfak kültürünün örneklerini görüyoruz.

KIŞ HAZIRLIKLARI

Adana’da iklimin yumuşak, kışın ılık geçmesine rağmen kış hazırlıklarına önem verilir. Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında avlularda büyük kazanlar içinde buğday kaynatılır, damlara çekilir kurutulur. Buğday kurutulduktan sonra değirmenlerde kırdırı-lır,bulgur yapılır. Değirmenden gelen buğday bezler üzerine serilir savrulur. Bulgur savrulduktan sonra

Turşucu (V.A.).

altta kalana ‘setik’ adı verilir, o malzeme setikli ekmek yapmakta kullanılır. Çuvallara konan bulgur kurtlanmaması için tuzlanır. Yine aynı aylarda domates salçası çıkarılır. Domatesler yıkanır, büyük bir kazana doldurulur. Güneşte ezilinceye kadar bırakılır. Sonra suyu sıkılar, bez torbalarda süzdürülür, tuzlanır, güneşte kurutulur. Dolmalık patlıcan oyulur, ipe dizilerek kurutulur.

Üzüm zamanı bidonlara ve küplere sirke kurulur. Üzümler şırahanelerde çiğnenir, şırası çıkarılır, pekmez kaynatılır. Mayıs ve Haziran aylarında bağ yaprağından salamura yapılır. Bidonlara kışlık peynir basılır. Ağustos ayında olgun incirler toplanır, dörde bölünür, güneşte kurutulur, reçeli yapılır. Bamya yörenin sevilen yemeğidir, yazın bamyaların başı alınır, ipe dizilir, kurutulur. Ayrıca salamurası ve konservesi yapılır. Yörede tarhana pek bilinmez, Balkan göçmenleri yaparlar. Kışlık nişasta çıkarılır, çeşitli turşular kurulur. Adana’da kırıntıların odaya yayılmaması için yemekten önce sofra örtüsü yayılır, üstüne sofra veya bir yükselti üstüne büyük bir sini konularak yemek yenilirdi. Sofraya büyükler bağdaş kurarak, kadınlar, gençler ve çocuklar diz üstü otururlardı. Sofraya önce çorba getirilirdi, sonra yemekler büyük servis kaplarıyla ortaya konurdu. Sofraya oturmadan ve kalktıktan sonra eller yıkanır. Ellerin yıkanması için leğen, sabun, ibrik, peşkir getirilirdi. Adana, hazırlanması el becerisi ve zaman isteyen lezzetli ve zahmetli bir mutfağa sahiptir. Son yıllarda yörede yapılmağa başlanan seracılık birçok sebze ve meyvenin yetiştirilmesi, farklı kültürlerden insanların birarada yaşaması mutfağın çeşitlenmesini sağlamıştır. Adana yemeklerinin en büyük özelliği bol yağlı, salçalı, baharatlı, baharatlı ve koyun etli olmasıdır.

Yörede bulgur ve un en fazla kullanılan malzemelerin başında gelir. Her mevsim kadınlar ekmek saçında yufka ekmekler pişirirler, kışın tandırlara tandır ekmeği vururlar. Bol yağlı koyun kıymasından yapılan “kıyma” adı verilen Adana kebabı ve içli köfte özel günlerin ve Kurban Bayramının vazgeçilmez yemeğidir. Kebabın yanında içecek olarak şalgam içilir.

Adana mutfağında özellikle maydanoz, nane, süs biberinin tatlandırıcılar arasında özel bir yeri vardır. Ayrıca pul biber, sumak, karabiber, kimyon, kekik, salça, nar ekşisi, limon, turunç, soğan, sarmısak çok kullanılır.

Törenler, toplumsal yaşamda önemli yer tutar. Adana’da belli günlerde yapılan törenler vardır. Bu törenler için özel yemekler hazırlanır. Bu törenlerden bazılarını şu başlıklar altında toplayabiliriz.

Şalgam (V.A.).

a) Özel Günlere Ait Yemekler: 1) Hedik (Bırbara) Buğday, fasulye, nohut, mercimek vb. kaynatılır. 2) Mileytut: Dut aşı, zerde, mileytut pişirilir. 3) Miladiler: Miladi yemeği, tel kadayıf, lokma, karakuş vb. hazırlanır. 4) 15-16 Ocak: Özel yemek yapılır. Kokulu çörek yapılıp dağıtılır. 5) Kuddas: Taş kadayıfı hazırlanır. 6) Aşure günü: Aşure pişirilir. Ceviz, tarçın serpildikten sonra komşulara dağıtılır. 7) Namaz çorbası (Kamhi): Döğme, nohut ve etle yapılan bir çorbadır komşulara dağıtılır. 8): l Mart Muhallebi-Süt-laç Bayramı: Kırk çeşit baharatla pişirilen sütlaç kırk kapıya dağıtılır 9) Yumurta Bayramı: Eskiden 17 Martta mesire yerine gidilir, boyanan yumurtalar önce tokuşturulur sonra yenirdi. 10) Kurban Bayramı Pilavı: Kurban etiyle kazanda pişirilen pilav topluca yenir. 12) Bayram Kömbesi: Bir tür tatlıdır, komşulara dağıtılır. 13) Bayram sabahı pişirilen yufka ekmektir, Şekerli tereyağlı olarak tatlı olarak pişirilir, komşulara dağıtılır.

b) Doğumla İlgili Yemekler : Doğum sonrası Kaynar, Şerbet vb. çeşitli içecekler hazırlanır.

c ) Evlenme Törenleriyle İlgili Yiyecek ve İçecekler: Söz Tatlısı, Nişan Şerbeti, Düğün Ekmeği, Yüksük Çorbası, Düğün Köftesi, Gelin Tutarı, Davul Aşı vb. çeşitli yiyecek ve içecekler hazırlanır.

d) Ölüm Törenleriyle İlgili Yiyecek ve İçecekler: Kazma Tıkırtısı Yemeği, Yedi Yemeği, Kırk Yemeği, El-liiki Yemeği vb. çeşitli yiyecek ve içecekler hazırlanır.

e) Adaklarla İlgili Yiyecek ve İçecekler : Bir kişinin adağı gerçekleştikten sonra dağıtılan yiyecek ve içeceklerdir. Birkaç örnek verelim. Acele Bacı Adağı, Ze-keriya Sofrası Adağı, Halil İbrahim Sofrası Adağı, Sütlü Kahve Adağı, Derder Pilavı.

Bunlar dışında pek çok adak ve bunlara bağlı adak yiyecek ve içecekler vardır.

SONUÇ

Adana yemeklerinin genellikle bitkilerden, etlerden ve hamurdan olmak üzere üç kaynaktan oluştuğunu görmekteyiz. Adana mutfağında ana yiyecek maddesi ekmektir. Hamur işi yemekler yemek çeşitlerinin başında gelmektedir. Kebap çeşitleri çok sık pişirilmektedir. Pek çok sebze yemeği çeşidi vardır. Bunlar etle soğanlı domatesli salçalı olarak pişirilmektedir. Sebzeler haşlanmış olarak et yanına konmaz. Yağa çok önem verilir, sütten elde edilen yağların yanı sıra iç ve kuyruk yağları da kullanılır.

508

ADANA YEMEKLERİNDEN ÖRNEKLER:

I) BULGURLU ÇORBALAR, KÖFTELER, PİLAVLAR VE HAMURİŞİ YEMEKLER.

A) Çorbalar

Hayır Çorbası “Kamhi”, Namaz Çorbası

Malzemeler: 1/2 kg. dövme, 1/2 kg. gerdan eti, l su bardağı nohut, 2 kaşık yağ, yeterince tuz, kimyon, karabiber.

Hazırlanışı: Bir gece önceden suda ıslatılan dövme ve nohut etle birlikte ateşe atılır. Tuzu eklenerek kaynamaya bırakılır. Yemeğin suyu eksildikçe üzerine kaynar su eklenir. Et kemikten ayrılıp, yemeğin malzemesi eriyince kemikler çıkarılır. Tahta bir kaşık yardımıyla karıştırılır. Muhallebi kıvamına gelince altı kapatılır. Çorbanın üzerine kızgın yağ gezdirilip, baharatlar serpilir.

Yüzük Çorbası

Malzemeler: l kg. un, 1/2 kg. yağsız iri kıyma, l baş soğan, l kaşık salça, l yumurta, l adet limon suyu, l bardak haşlanmış nohut, yeterince tuz, karabiber, kırmızıbiber.

Hazırlanışı: Un, yumurta, limon ve su karışımı hamur haline getirilir. Dört parçaya ayrılan hamur oklava yardımıyla yufka şeklinde açılır ve kare kare kesilir. Başka bir kenarda rendelenmiş soğan, kıyma ve baharatlar karıştırılarak nohut büyüklüğüne getirilip hamurun üzerine konularak dört köşesinden tutularak kapatılır. Bir tencerede 3 litre kadar su kaynatıp kapatılan hamurları ve pişmiş nohudu içine atarız. Hamurlar yüze çıkınca başka bir kapta oluşturduğumuz salça, yağ ve baharat karışımını yemeğin üzerine dökülerek birkaç dakika kaynatılır.

Toga

Malzemeler: l su bardağı nohut, 1/2 demet ıspanak, 1/2 kg. dövme, l yemek kaşığı un, l kaşık yağ, l kg. yoğurt, yeterince tuz.

Hazırlanışı: Dövme ile nohut pilav haline gelene kadar pişirilir. Yoğurt iyice çırpılarak ateşe konur ve üzerine pilav kıvamını alan dövme ile nohut dökülür. İnce ince kıyılan ıspanaklar yemeğin pişmesine yakın içine atılır. Un ise bir parça su ile eritilerek çorbanın içine dökülür ve birkaç dakika kaynatılır. Üzerine bir kaşık yağ eritilerek dökülür.

Tirşik

Malzemeler: l demet gâvur pancarı, l çay bardağı nohut, l çay bardağı fasulye, l kâse yoğurt, alabildiğince un, yeterince nar ekşisi ve tuz.

Hazırlanışı: Dövme bir süre pişirilir, içine önceden haşlanan nohut ile fasulye dökülür. Daha sonra yoğurt ve nar ekşisi eklenir. Pişmesine yakın kıyılmış pancar içine dökülür ve üzerini örtecek kadar un serpilir. Altı kapatılan tencerenin üzeri kalın bir bezle örtülerek ekşimeye bırakılır. Sabah tencerenin üzerindeki hamuru 4-5 saat pişirilir. Bu yemeğin birçok hastalığa iyi geldiğine inanılır.

Topalak

Malzemeler: 1/2 kg. ince bulgur, 1/2 kg. yarma, l çay bardağı haşlanmış nohut, l kaşık salça, l kaşık yağ, yeterince ekşi, tuz, nane, sarımsak ve kırmızıbiber.

Hazırlanışı: Bulgur ile yarma derin bir tepsiye konup, üzerine bir miktar sıcak su dökerek yoğurur. Bu karışımdan parçalar alınarak bilye gibi yuvarlanın. Topalaklar kaynamış suya atılıp kaynatılır. İçine haşlanmış nohutlar da atılarak iyice pişirilir. Diğer tarafta başka bir tavada yağ, salça ve baharat karışımı kaynatılarak sos haline getirilir ve çorbanın içine dökülür.

Mırmırik

Malzemeler: l su bardağı yeşil mercimek, l baş soğan, l çorba kaşığı katı yağ, l çorba kaşığı salça, l adet limon suyu, 1,5 litre et suyu, yeterince tuz ve kırmızıbiber.

Hazırlanışı: Mercimek et suyuna katılarak pişinceye kadar kaynatılır. Küp şeklinde doğranmış soğan yağ ve salça ile kavrulup et suyunun içine bir limon suyu ile birlikte dökülür. 5 dakika kadar kaynatılır

Tirşik Çorbası

Malzemeler: 1/2 kâse dövme,2 su bardağı yoğurt, l su bardağı un, l baş sarımsak, l bağ yılanotu (tirşik). Hazırlanışı: Yılanotu yıkanır. İnce ince kıyıldıktan sonra nohut ve dövme ile büyük bir tencereye konur. Ilık su eklenip iyice karıştırılarak kaynatılır. Malzemenin üstünü örtecek kadar un serpilerek tencere ateşten alınır. Ağzı kapalı olarak bir gün mayalanmaya bırakılır. Ertesi gün un hamur haline gelmiştir. Bu hamur kaşıkla toplandıktan sonra malzeme tekrar karıştırılarak ocağa konur. Bir saat pişirildikten sonra dövülmüş sarımsak ilave edilir, bulgur pilavıyla servis yapılır.

Püsürük Çorbası

Malzemeler: l kg. su, 2 kâse un, 2 baş soğan, 2 yemek kaşığı tereyağı, bir miktar kızartma yağı, yeteri kadar tuz, kuru nane, pul biber.

Hazırlanışı: Yayvan bir kaba serilen unun üzerine el yardımıyla su serpilerek küçük hamurlar oluşması sağlanır. Un eklenerek oluşan hamurlar ayrılır. Bir süre kuruması beklenen küçük hamurlar, halka halka doğranmış soğanla birlikte kızartılır. Kızartılan hamurlar tencereye alınarak yarım saat kadar suda haşlanır. Bu arada tereyağında kızdırılan pul biber, kuru nane ve tuz ilavesiyle kaynayan çorbanın üzerine dökülür. Çorba dinlendikten sonra servis yapılır.

Analı Kızlı

Malzemeler: 1,5 kg. ince bulgur, l kg. kıyma, 2-3 baş soğan, l adet yumurta, l bardak haşlanmış nohut, 2 kaşık salça, 2 kaşık yağ, yeterince tuz, kırmızıbiber, kuru nane ve karabiber.

Hazırlanışı: Bulgurun içine un, yumurta, tuz ve kırmızıbiber eklenerek su yardımıyla yoğrulur. Soğanlar ince ince kıyılır. Kıyma ile karıştırılarak yağda kavrulur. Kavrulmuş kıymaya salça ve maydanoz koyularak soğutulur. Daha önce yoğrulan bulgurlardan küçük yuvarlak parçalar koparılarak oyulur. Oyulan köftenin içine kıymalı iç konularak iri ceviz büyüklüğünde köfteler yapılır. Bulgurun bir kısmı da içi boş küçük yuvarlaklar haline getirilir. Hazırlanan köfteler kaynamış suda haşlanır. Kaynamış nohut ilave edilir. Kızgın yağ ve salça dökülerek malzemeler pişene kadar çorba kaynatılır. Çorba piştikten sonra limon sıkılarak servis yapılır.

Dul Kadın Çorbası (Dul Avrat Çorbası)

Malzemeler, l kg. un, l bardak haşlanmış yeşil mercimek,, 2 litre et suyu, 1/2 paket yağ, l kaşık domates salçası, yeterince pul biber ve tuz.

Hazırlanışı: Un, bir tatlı kaşığı tuz ve su yoğru-larak kulak memesi kıvamına getirilir. Bu hamur açılarak küçük kareler halinde kesilir. Et suyuyla kaynatılan mercimeğe ilave edilir. 10 dakika kaynadıktan sonra üzerine salça ile yağ dökülür. Arzu edilirse limon sıkılarak veya pul biber serpilerek servis yapılır.

B) Köfteler .. “; :

Çiğ Köfte

Malzemeler: l kg ince bulgur, 1/2 kg. ince çekilmiş yağsız dana kıyması, l kaşık domates salçası, l kaşık biber salçası, l demet ince doğranmış maydanoz, 1/2 kg. yeşil soğan, l demet ince doğranmış yeşil sarımsak, 1/2 demet yeşil nane, yeterince kimyon, tuz, kırmızıbiber, karabiber ve su.

Hazırlanışı: Bulgur, kırmızıbiber, karabiber, domates ve biber salçaları tuz ve su serpilerek yavaş yavaş yoğrulur. Bulgur biraz yumuşayınca et de eklenerek yorulmaya devam edilir. Geri kalan bütün malzeme de bu karışıma eklenerek yoğrulur ve avuç içinde sıkılarak servis yapılır.

İçli Köfte

Malzemeler: l kg. ince bulgur, 1/2 kg. koyun kıyması, 1/2 kg. yağsız ve dövülmüş dana eti, 4 baş ince doğranmış soğan, l demet ince doğranmış may danoz, kaşık salça, bardak yarma, l kaşık yağ, l adet limon suyu, l çay bardağı zeytinyağı, l baş dövülmüş sarımsak, yeterince tuz, karabiber, kırmızıbiber ve su.

Hazırlanışı: Bulgur, yarma ve, dövülmüş et, su ve tuz serpilerek iyice yoğrulur. Malzeme birbirini tutunca bir kenara konulup dinlendirilirken, içinin malzemesi hazırlanır. Kıyma, salça, yağ ve baharatlar bir kapta iyice kavrulur. Sonra içine maydanoz da eklenip bir süre buzlukta bekletilerek iyice yağının donması sağlanır. Hazırlanan bulgur karışımından yumurta büyüklüğünde parçalar kopartılarak ortası oyulur ve içine hazırlanan iç konularak kapatılır. İçine ekşi konulan bol suda köfteler haşlanıp zeytinyağı ve sarımsak karışımına batırılarak servis edilir.

Hırçıkli Köfte

Malzemeler, l adet rendelenmiş soğan, 2 bardak bulgur, l bardak un, l yumurta, 1/2 bardak irmik, l deste kıyılmış ıspanak, adet limon suyu, l çorba kaşığı yağ, l bardak pişmiş nohut, l bardak pişmiş yeşil mercimek, l kaşık salça, yeterince tuz, kimyon, karabiber ve kırmızı biber.

Hazırlanışı: Bulgur, un ve, yumurta önceden ıslatılmış irmikle karıştırılarak su yardımıyla yoğrulur. Bu karım küçük köfteler şeklinde yuvarlanır. Rendelenmiş soğan, salça, tuz ve diğer baharatlar karıştırılarak uyuşuncaya kadar kavrulur. Üzerine kıyılmış ıspanak atılarak 2,5 litre su eklenir. Nohut, yeşil mercimek ve limon suyu da koyularak pişinceye kadar kaynatılır. Bu karışıma önceden yuvarlanan köfteler de atılarak pişirilir. En son kızgın yağa nane serpilerek yemeğin üzerine dökülür.

C) Pilavlar Kömeç Lapası

Malzemeler. 1/4 bulgur, 1/2 ince kıyılmış kömeç, l baş sarımsak, l kaşık tereyağı, 1/2 kg. yoğurt, l kaşık salça, yeterince tuz ve pul biber.

Hazırlanışı: Salça ve yağ ile kömeç iyice kavrulur. Üzerine bulgur eklenir. 1-2 dakika sonra üzerini örtecek kadar su eklenerek pişmeye bırakılır. Pişen yemek servis tabağına alındıktan sonra üzerine dövülmüş sarımsak ve yoğurt karışımı dökülür. Tereyağı ise bir tavada eritilerek yemeğin üzerine dökülür.

D) Hamurişi Yemekler

Baharatlı Ekmek (Bayram Çöreği-İftir)

Malzemeler: l kg. un, l paket margarin, l paket yedi türlü baharat, l kibrit kutusu maya, l bardak şeker, 2 adet yumurta, l bardak süt, yeterince susam ve çörekotu.

Hazırlanışı: Unun ortası açılır. İçine şeker, süt, yumuşatılmış margarin, baharat ve maya konulur. Mayalanması için yarım saat bekletilir. Mayası gelen hamur 20 parçaya (bezilere) ayrılır. Her bezi 1,5 cm. kalınlığında açılarak üzerine yumurta sarısı sürülür ve susam, çörekotu karışımı serpilir. Yağlanmış tepsiye dizilerek kızarmcaya kadar (fırın veya tandırda) pişirilir. Bu çörek çok uzun süre bozulmadan saklanabilir.

Setikli Ekmek

Malzemeler: l kg. setik, 2 bardak un, l çorba kaşığı Pakmaya.

Hazırlanışı: Setik 4 bardak su konulup pişirilerek soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra tuz ve maya konularak karıştırılır. Kulak memesi kıvamında yoğrulur. Mayalanması için üzeri örtülerek sıcak bir yerde 1-2 saat bekletilir. Hamur mayalanınca elma büyüklüğünde beziler yapılır. 25 cm. çapında ve metal para kalınlığında açılır. Ekmek sacında çevrilerek pişirilir. Sertleşmemesi için pişen ekmekler üst üste bir bezin arasına koyulur.

Sıkma

Malzemeler: l kg. un, 1/2 kg. peynir, 1/2 demet maydanoz, 4 baş soğan, 1/2 paket margarin, 1/2 adet bayat ekmek, yeterince tuz, karabiber, su ve pul biber.

Hazırlanışı: Soğanlar küçük küçük kıyılarak iki kaşık margarinle sararmcaya kadar kavrulur. Peynir ilave edilir. Tuz, karabiber ve pul biberle birlikte karıştırılan malzeme tekrar kavrulur.

Hamurun hazırlanışı: Bayat ekmek bir bardak su ile ıslatılır. Islanan ekmeklerin suyu sıkılarak; un, tuz ve su ile yoğrulup hamur haline getirilir. Hamurun sert olmasına dikkat edilir. Hamur küçük parçalara ayrılır. Unlanarak küçük yufka biçiminde açılır. Açılan yufkalar iki taraflı olarak sıcak sıcak margarin sürülür. Hazırlanan iç, yufkaların arasına konularak rulo şeklinde sıkıca sarılır.

II) ET YEMEKLERİ

Kebaplar

Biryan Kebabı

Malzemeler: l adet kuzu, yeterince tuz, karabiber ve toz biber

Hazırlanışı: Yüzülmüş kuzu (tuz, karabiber ve toz biber sürdükten sonra) tüm olarak fırına sürülür. Kuzu fırında kızardıktan sonra etlerinin dökülmesi için bir yere asılır ve sallandırılır. Dökülen etler tabaklara koyularak servis yapılır.

Cığırtlak Kebabı (Cartlak Kebabı)

Malzemeler: 750 gr. kuzu ciğeri, böbreği, dalağı, 1/4 kg. gömlek yağı, yeterince tuz, karabiber, toz biber.

Hazırlanışı: Kuzu ciğeri, dalağı ve böbreği küp şeklinde doğranır. Gömlek yağı zar şeklinde kesilir. Tuz ve baharatlarla karıştırılarak şişlere dizilir. Şişler kömür ızgarasının üzerine konur ve kızarmcaya kadar pişirilir.

Şiş Kebabı

Malzemeler: l kg. kuşbaşı koyun eti, yeterince tuz ve pul biber.

Hazırlanışı: Kuşbaşı etlere tuz ve pul biber eklenir. Etler yağlı ve kırmızı et karıştırılarak şişlere dizilir. (İki tike kırmızı etin arasına bir tike kuyruk yağı koyulur.) Önceden hazırlanan mangalın üzerinde her tarafı eşit kızarana kadar pişirilir.

Adana Kebabı (Kıyma)

Malzemeler: l kg. orta yağlı koyun kıyma, yeterince tuz ve pul biber.

Hazırlanışı: Kıyma, tuzu ve biberi eklendikten sonra iyice yoğrulur. Kıyma parçaları birbirini tutunca on iki eşit parçaya ayrılır. El ıslatılarak enli kebap şişine yayılır. Mangal üzerinde her iki tarafı da kızarmcaya kadar pişirilir. Pişen kebap pide ekmek arasına konularak servis yapılır.

III) SEBZE YEMEKLERİ

Ekşili Pancar

Malzemeler, l baş sarı pancar, l çay bardağı pişmiş yeşil mercimek, l çay bardağı pişmiş nohut, l baş soğan, l adet limon suyu, l kaşık salça, l kaşık yağ, 3 diş sarımsak, yeterince tuz ve kuru nane.

Hazırlanışı: Pul pul doğranan pancar rendelenir, yağda pembeleştirilen soğanla birlikte iyice kavrulur. Bu karışıma salça eklenerek eritilir. Nohut ve yeşil mercimek de eklenip üzerini örtecek kadar su dökülür ve pancarlar yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişmek üzereyken limon suyu eklenip 1-2 dakika daha kaynatılarak altı kapatılır. Dövülmüş sarımsak ve kuru nane karışımı yemeğin üzerine dökülerek servis yapılır.

IV) SALATALAR

Muammara

Malzemeler: 200 gr. tahin, 2 adet soğan, 1/2 bayat ekmek içi, 2 baş soyulmuş sarımsak, 200 gr. ceviz içi, l adet limon suyu, 1/2 çay bardağı zeytin yağı, yeterince tuz ve pul biber.

Hazırlanışı: Soğanlar ince kıyılır. Tahin, dövülmüş ceviz içi, soğan, bol pul biber, ufalanmış ekmek içi, tuz ve dövülmüş sarımsak eklenerek iyice karıştırılır. Karışımın üzerine kızdırılmış zeytinyağı gezdirilerek servis yapılır.

Haydari

Malzemeler. 1/2 kg. süzme yoğurt, 1/2 demet dereotu, yeterince tuz.

Hazırlanışı: ince ince kıyılan dereotu süzme yoğurt ve tuz ile karıştırılarak servis yapılır.

Muhammara

Malzemeler, l /2 bardak ceviz içi, 3 dilim beyaz ekmek içi, 4-5 diş sarımsak, 1/2 kaşık salça, yeterince tuz, nar ekşisi ya da limon suyu.

Hazırlanışı: Ayıklanan ceviz içi, güzelce dövülür. Başka bir kapta ekmekler çok hafif ıslatıldıktan sonra ufalanarak dövülmüş cevize karıştırılır. Dövülmüş sarımsak, salça ve limon suyu da eklenerek, servis tabağına alınır, domatesler ufak ufak doğranır. Maydanoz da kıyılır. Bütün malzemeler karıştırılarak servis yapılır. Arzuya göre domates ve yeşillikler eklenmeden soğanla çökelek ateş üzerinde biraz öldürüle-bilir.

Babagannüç

Malzemeler: 4 adet iri patlıcan,, 2 baş soğan, l kaşık salça, l kaşık ince yağ, l adet domates, l adet limonun suyu, yeterince tuz ve toz biber.

Hazırlanışı: Patlıcanlar közde iyice pişirildikten sonra soyulur. Halka şeklinde doğranan soğan, yağ ve salça ile kavrulur. Başka bir kapta dövülen patlıcan da bu karışıma eklenerek bir müddet daha kavrulur. Ateşten indirilen bu karışımın üzerine ince doğranmış domates, baharatlar ve limon suyu ilave edilerek servis yapılır.

Humus

Malzemeler: 2 bardak iyi haşlanmış nohut, l adet orta boy patates, 1/2 bardak tahin, 3 adet limonun suyu, l baş temizlenmiş sarımsak, l kaşık tereyağı, yeterince tuz, kimyon, pul biber ve sumak.

Hazırlanışı: Haşlanmış nohut ve patates süzgeçten geçirilerek püre haline getirilir. Üzerine tahin, limon suyu, dövülmüş sarımsak ve baharatlar da eklenerek servis tabağına alınır. Üzeri kaşığın tersiyle düzeltilen humus kızdırılmış tereyağı ile yağlanır ve arzuya göre sumak ve pul biber ile süslenir.

Bartavit (Bartafit)

Malzemeler: 200 gr. tahin, 5-6 adet sarımsak, l adet limon suyu, 1/2 ekmek, önceden kalan kuru fasulye yemeği, l kaşık tereyağı, yeterince tuz, kekik, pul biber ve kırmızı biber.

Hazırlanışı: Tahin ile limonsuyu karıştırılarak içerisine dövülmüş sarımsak, kırmızı biber ve kekik ilave edilir. Daha sonra ekmekler küçük küçük doğranarak tabaklara yerleştirilerek kuru fasulye yemeği ile ıslatılır. Üzerine tahinli malzeme dökülüp, kızdırılmış tereyağı, pul biber ve kekikle servis yapılır.

Vartabi

Malzemeler: 2 su bardağı haşlanmış kuru fasulye, l çay bardağı tahin, l adet limonun suyu, 3-4 diş sarımsak, l çorba kaşığı ince yağ, yeterince tuz.

Hazırlanışı: Haşlanan kuru fasulye tahinle karıştırılır ve üzerine limon suyu ile yağ dökülür. Dövülen sarımsak da üzerine serpelenerek servis yapılır.

V) TATLILAR

Künefe

Malzemeler: 1/2 kg. tel kadayıf, 1/2 kg. tuzsuz beyaz peynir, 4 kaşık tereyağı, 5 su bardağı şeker, 3,5 su bardağı su, l tatlı kaşığı limon suyu.

Hazırlanışı: Kadayıflar ufak ufak koparılır. Altı hafif yağlanmış tepsiye kadayıfın yarısı bastırılarak yerleştirilir. Üzerine peynir rendelenerek serpilir. Geriye kalan kadayıf tepsinin üzerine serpilerek güzelce bastırılır. Bir tavada eritilen tereyağı kadayıfın üzerine gezdirilir. Fırına sürülen kadayıf, altı ve üstü kızarmcaya kadar pişirilir. Diğer tarafta 5 su bardağı şeker ile 3,5 su bardağı su, limon suyu ilavesiyle kaynatılarak şurup haline getirilir. Soğutulan şurup sıcak kadayıfın üzerine dökülerek servis yapılır.

Bandırma

Malzemeler: l litre üzüm suyu, 1/2 kg. şeker, l çay bardağı nişasta, l bardak ceviz içi

Hazırlanışı: Üzüm suyu şeker ve sulandırılmış nişasta yardımıyla kaynatılarak koyu muhallebi kıvamına getirilir. Ceviz içleri ipe dizilerek bu karışımın içine batırılır. Bu esnada “Haydar, Haydar gel sana kızım (…) vereyim.” diye bağırılır. Haydar diye seslendikleri rüzgârdır. Böyle bağırınca rüzgarın çıkıp bandırmayı kurutacağına inanılır. Kurutulan bandırmalar kutularda saklanarak gelen misafirlere ikram edilir.

Bici Bici

Malzemeler: l bardak nişasta, 6 bardak su, l tatlı kaşığı bici boyası, l su bardağı pudra şekeri, yeterince gül suyu ve kar şekline getirilen buz

Hazırlanışı: 6 bardak suya l bardak nişasta eklenerek pişirilir. Bu arada devamlı bir tahta kaşık yardımıyla karıştırılarak topaklaşması engellenir. Koyulaşan karışım bir tepsiye dökülerek buzdolabında soğumaya bırakılır. Üzerinin kurumaması için bir ıslak bezle örtülür. Dolapta bekleterek dondurduğumuz bici küçük kaselere küp şeklinde doğranır. İçine kırmızı boya ile hazırlanan su, pudra şekeri, kar haline getirilen buz ve gül suyu eklenerek servis yapılır.

Karakuş

Malzemeler. 1/2 kg. irmik 2 bardak süt, l adet yumurta, 1/2 kg. ceviz içi, l bardak şeker, l adet limon kabuğu rendesi, yeterince un.

Şurup için: 6 bardak şeker, 5 bardak su, 1/2 adet limonun suyu.

Hazırlanışı: Bir gece önceden irmik ılık süt ile ıslatılır. Üzerine yağ ve yumurta eklenerek, yoğrulur. Kulak memesi kıvamına gelinceye kadar üzerine un serpilir. Hazırlanan hamur 8 eşit parçaya bölünür ve üzerine nemli bez örtülerek dinlendirilir. Bezeler tek tek üzerine un serpilerek açılır. Açılan yufkaya dövülmüş ceviz içi ve limon rendesi serpilir. Tekrar oklavaya sarılarak rulo haline getirilir ve baklava dilimi şeklinde kesilir. Diğer taraftan şurup malzemeleri kaynatılarak soğutulur. Kesilen karakuşlar bol yağda kızarıncaya kadar pişirilerek şerbetin içine atılır. El ile bastırılarak şekeri emmesi sağlanır. Bu tatlı yapılırken iki ayrı tava kullanılmalıdır. Her kızartmadan sonra yağ süzülmelidir.

Kaynar

Malzemeler. 50 gr. yedi türlü baharat, l kg. şeker, 200 gr. ceviz içi, 2 kaşık tarçın.

Hazırlanışı: Baharatlar bir tülbente sarılır. Baharatlar ve şeker 4 litre su konulan tencereye eklenerek kıvam alıncaya kadar kaynatılır. Sıcak olarak servis yapılan kaynarın üzerine ceviz içi ve tarçın serpilir.

Palıza

Malzemeler: 200 gr. nişasta, 250 gr. şeker, 1/2 litre süt veya su, yeterince tarçın.

Hazırlanışı: Süt ve şeker eriyene kadar kaynatıldıktan sonra nişasta ilave edilir. Malzeme kaynayıp da koyu muhallebi kıvamını aldıktan sonra, tarçınla süslenerek servis yapılır.

Adana Mutfak Kültürü ve Adana Yemeklerinden Örnekler

Prof. Dr. Erman Artun

NOTLAR

1 Bozkurt Güvenç, insan ve Kültür, İstanbul, 1979, s. 204.

2 Bahaeddin Ögel, “Türk Mutfağının Gelişmesi ve Türk Tarihi Gelenekleri”, Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1982, s. 15.

3 Ayşe Baysal, Türk Mutfağından Örnekler, T.T.T. Basımevi, Ankara, 1993, s. 1-5.

4 Baysal, a.g.e., s. 1-5.

5 Hamit Zübeyir Koşay-Akile Ülkücan, Anadolu Yemekleri ve Türk Mutfağı, Ankara, 1961, s. 547.

6 Ayten Altıntaş, “Divanü Lûgat’it-Türk’teki Yemek ve Yiyecekler”, Türk Folkloru C. 6, s. 60, ist. 1984, s. 3.

7 Ayşe Baysalr III. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, Ankara, 1987, s. 102.

8 Ali Esat Bozyiğit, Bizde Âdet Böyledir: Halk Kültürü Yazılan, Ankara, 1995, s. 29-31.

9 Mahmut Tezcan, “Türklerde Yemek Yeme Alışkanlıkları ve Buna İlişkin Davranış Kalıplan”, Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri, Ankara 1982, S. 128-129.

10 Renan Yaman, “Türklerde Yemek Yeme Alışkanlıkları ve Buna İlişkin Davranış Kalıpları”, //. Milletlerarası Yemek Kongresi Bildirileri, Ankara 1989, s. 465.

11 Orhan Koksal, “Türk Halk Mutfağından Turistik Konaklama Yerlerinden Yararlanma”, 3. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, Ankara, 1982, s. 128-129.

12 Mine Arlı, “Türk Mutfağına Genel Bir Bakış”, Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1982, s. 20.

13 Müjgan Üçer, Sivas Halk Mutfağı, Sivas, 1982, s. 3.

14 Nevin Halıcı, Akdeniz Bölgesi Yemekleri, Konya, 1983, s. 3.

15 Nurettin Doğanbey, “Türk Mutfak Kültürü”, 2. Milletlerarası Yemek Kongresi, Ankara, 1989, s. 127.

16 Renan Yaman, a.g.m., s. 467.

17 Mehmet Altay Köymen, “Selçuklular Zamanının Beslenme Sistemi”, Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1982, s. 35-45.

18 Reşat Genç, “9. Yüzyılda Türk Mutfağı”, Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1982, s. 57-68.

19 Kâmil Toygar, “Değişen Türk Mutfağı”, Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1982, s. 153-180.

Mutlaka Görülmesi gereken yerler

Mimari

Adana mimarisinin altın çağı 15. yüzyılın sonları ve Ramazanoğulları’nın Adana’yı başkenti olarak seçtiği 16. yüzyıldır. Şehir o dönemde birçok yeni mahallelerin kurulmasıyla beraber süratle büyür. Adana’nın tarihi açıdan dönüm noktası sayılabilecek birçok yapısı bu dönemde inşa edildiği için Memlüklü ve Selçuklu mimarisi Adana’nın mimarlık tarihinde önemli bir yer tutar. Roma-Bizans Devri’nde kalan tek eser Taşköprü olup birkaç kamu binası Osmanlı hükümdarlığı sırasında şehre inşa edilmiştir.

Tepebağ’daki sıra evler

Tepebağ’ın tarihi mahallesindeki ilk imar çalışmaları neolitik çağa uzanır. Seyhan Nehri’nin karşısındaki tepede bulunan Tepebağ’ın surlarla çevrilmesinin ardından Taşköprü’nün uzağında kalmıştır. Varlıklı bir Ermeni mahallesi Osmanlı döneminde ortaya çıkmıştır ve Tepebağ şehrin Ermeni mimarisini tarihi evleri ve taşokullarıyla yansıtır. Günümüzde Tepebağ bir arkeolojik parka çevrilmekte olup, arkeolojik kazıların yanında 18. yüzyıldan kalma evler ve kamu binaları restore edilip butik otellere, kafelere ve restoranlara dönüştürülmektedir.

Şehrin içinden geçen Seyhan nehri üzerindeki köprülerden en dikkat çekeni 4. yüzyıldan kalma bir Roma köprüsü olan Taşköprü’dür. 2007 yılına kadar motorlu araçlara açık olan bu köprü dünyadaki en eski köprü unvanına sahipken günümüzde sadece yaya ve bisiklet trafiğine açıktır. Berlin-Bağdat Demiryolu Projesinin bir ayağı olan Demirköprü, 1912’de inşa edilen bir tren köprüsüdür. Şehir merkezinin güneyinde bulunan Regülatör köprü ise nehir suyu için bir regülatör olarak kullanılan bir köprüdür. Aynı zamanda yayalara tahsis edilen üç köprü de bulunmaktadır, bunlar; Seyhan ve Mustafakemalpaşa köprüleri, metro köprüsü ve O-50 otoyolunun köprüsüdür.

1882 yılında Adana valisi tarafından inşa edilen Büyük Saat, 32 metre yüksekliğiyle Türkiye’deki en uzun saat kulesidir. Fransız işgali sırasında hasar görmüştür ama 1935’te yeniden inşa edilmiştir ve şehrin armasında sergilenmektedir. Kazancılar Çarşısı, Büyük Saat civarında kurulmuştur.

Ramazanoğlu Konağı, 1495 yılında Halil Bey’in hükümdarlığı sırasında inşa edilmiştir. Üç katlı olan konak hem taş hem de tuğlayla örülmüştür ve Türkiye’deki en eski ev örneklerinden biri olarak kabul edilir. Ramazanoğlu ailesinin yaşadığı yer Harem bölümüdür. Kalıntıları günümüze ulaşamayan Selamlık bölümü ise devlet işlerinin görüşüldüğü yerdi.

Çarşı Hamam 1529’da Ramazanoğlu Piri Paşa tarafından inşa edilmiştir ve Adana’daki en büyük hamamdır. Beş kubbesi bulunan hamamın iç bölümleri mermerle kaplanmıştır. Hamamın inşa edildiği yıllarda değirmen çarkları ve kanallar aracılığıyla hamama su taşınırdı.

Irmak Hamam Seyhan Belediye Binası’nın yanında bulunur ve antik Roma hamamlarının kalıntıları üzerine Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1494’te inşa edilmiştir]. Suyu nehirden geldiği için bu ismi almıştır. Şehirdeki diğer tarihi hamamlar ise Mestenzade Hamamı ve Yeni Hamam’dır.

Camiler

Sabancı Merkez Camii

Sabancı Merkez Camii tarihi bir geçmişe sahip olmamasına rağmen Adana’da en çok ziyaret edilen camidir, bunu sebebi de Orta Doğu’daki en büyük camilerden biri olmasıdır. Osmanlı Mimarisi’ne sadık kalınarak inşa edilen cami 1998 yılında hizmete açılmıştır ve 28,500 kişiye kadar kapasitesi vardır. Caminin altı minaresi bulunmakla beraber bunların dördünün yüksekliği 99 metredir. Kubbesi 32 metre çapındadır ve ibadet alanından 54 metre yüksektedir. Seyhan Köprüsü’nün köşesinde ve Seyhan Nehri’nın batı kanadında bulunmaktadır. Bu sayede geniş bir alandan görülebilmektedir.

1541 yılında Ramazanoğlu devrinde külliye biçiminde inşa edilen Ulu Cami ise medresesi ve türbesiyle Adana’nın en çok ilgi gören ortaçağ mimarisine sahip bir yapısıdır. Pencerelerinin etrafında göze çarpan süsleme sanatlarının yanı sıra camide siyah ve beyaz mermer taşlarına rastlanır. Bunlar iç mekanda kullanılan 16. yüzyıl İznik çiniciliği ile ünlüdür. Minarelerde ise kullanılan dik şemalarla Memlüklerin etkisi görülmektedir.

Asıl olarak St. James’in Kilisesi olarak inşa edilen Yağ Camii daha sonraları 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından camiye çevrilmiştir.İleriki zamanlarda 1525’te Piri Mehmet Paşa tarafından camiye bir minare ve 1558’de de bir medrese eklenmiştir. Camide Selçuklu mimarisi görülmekle beraber cami sarı taştan yapılmış bir kapıya sahiptir.

Abdülrezzak Antaki tarafından 1724 yılında inşa edilen Yeni Camii günümüzde bazı kesimlerce hâlâ Antaki Cami olarak anılmaktadır. Camide memlük mimarisinin etkisi görülmektedir. Cami dikdörtgen biçiminde yapılmıştır ve güney cephesindeki duvarlarda taş işlemeciliği bulunmaktadır.

Alemdar Mescidi, Şeyh Zülfi Mescidi, Kızıldağ Ramazanoğlu Camii, Hasan Ağa Camii (Çivi kullanılmadan inşa edilmiş 16. Yüzyıl mimarisi) tarihi değere sahip diğer camiilerdeir.

Kiliseler

19. yüzyılda şehrin dört kilisesi vardı:: 2 Ermeni, 1 Yunan ve 1 Latin. Bebekli Kilise 1870 yılında inşa edilmiş olup 1915’e kadar bir Ermeni Kilisesi olarak kullanıldı. Günümüzde ise şehrin Romalı Katolik kesimine hizmet vermektedir. Şehir merkezinde 5 Ocak Meydanı’nda bulunmaktadır. Abidinpaşa Caddesi’nde ise daha büyük bir Ermeni Kilisesi bulunurdu. Cumhuriyet dönemi sırasında kilise yıkılıp yerine Merkez Bankası kurulmuştur. Latin Kilisesi de 1845 yılında Kuruköprü alanında inşa edilmiştir ve 1924’de müzeye çevrilmiştir.

Parklar ve bahçeler [değiştir]

Merkez Park’ta yürüyüş yolu

Adana, büyük bir çoğunluğu koruma altına alınmış birçok park ve bahçeye ev sahipliği yapmaktadır.Şehrin sahip olduğu ılıman iklim sayesinde, park ve bahçeler kış bakımına ihtiyaç duymaksızın tüm yıl açık kalabilmektedir.

Seyhan Nehri’nin her iki yakasında bulunan gezi patikaları, şehrin tamamından Seyhan Havzası’nın en güney ucuna kadar sürmektedir. Gezi patikaları daha sonra, Seyhan Havzası’nın güney kıyıları boyunca devam eden Adnan Menderes Bulvarı’yla kesişmekte ve bulvarın geniş kaldırımları, havzanın batı ucundaki patikaya kadar uzanmaktadır. Eski ve yeni baraj arasında bulunmakta olan Dilberler Sekisi nehrin batı yakası boyunca uzanmakta olup patikanın en manzaralı bölümüdür. Eski barajın patikası üzerinden Seyhan nehri’ni geçen ve sulama kanalının batı yakası boyunca devam eden gezi patikaları doğu yönünden şehrin batı ucuna kadar uzanmaktadır. Bu patika yolunun bazı kısımları henüz tamamlanmamıştır. Şehir içerisinde birkaç parkı bağlayan yaklaşık 30 km lik patika yolu bulunmaktadır.

Merkez Park, Seyhan Nehri’nin her iki yakasında ve Sabancı Camii’nin hemen kuzeyinde bulunan 33 hektarlık şehir parkıdır. Açık bir alanda çok sayıda ağaç ve bitki türlerine ev sahipliği yapan parkın manzarası büyük ilgi çekmektedir. 2,100 koltuklu amfitiyatro, bir Çin üsulü bahçe ve iki kafesiyle şehrin merkezi eğlence alanıdır. Ayrıca Parkta pek çok kürekçinin cazibe merkezi konumunda bulunan Kürekçilik Kulübü vardır.

Atatürk Park Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş 4.7 hektarlık bir şehir parkıdır. Merkezi olarak ticari bölgede bulunmaktadır. Söz konusu parka bir Atatürk büstü vardır ayrıca halka açık törenlere ev sahipliği yapmaktadır.

Süleyman Demirel Parkı, Çukurova Üniversitesi araştırmacılarının özel çalışmaları için oluşturulmuş odunsu bitkilerin canlı koleksyonunu bünyesinde barındıran büyük bir botanik bahçedir. Bu ağaç parkı ayrıca eğitim amaçlı ya da şehir sakinleri tarafından eğlence amaçlı kullanmaktadır. Parkta 512 tür bitki vardır.

İnönü Botanik Parkı, Adana Adalet Sarayı’nın bitişinde bulunmakta olup birçok türde Çukurova çiçekleri burada sergilenmektedir.

Çobandede Parkı, Seyhan Havzası’nın batı kıyısındaki 16.5 hektarlık bir parktır. Bir tepede bulunmakta olup Havza ve çevresinin manzarasına sahiptir. Ayrıca parkta Karslı Köyü’nün ilerigelenlerinden Çoban Dede’nin mezarı bulunmaktadır. Birçok insan onun mezarını ibadet etme ve ona dua etmek için ziyaret etmektedir.

Yaşar Kemal Korusu, Seyhan Nehri’nin doğu yakasında Dilberler Sekisi’nin karşısında bulunan bir yürüyüş alanıdır. Aslen Çukurovalı olan ünlü yazar Yaşar Kemal adına yaptırılmıştır.

Çatalan Korusu, Çatalan ve Seyhan Havzaları arasında eğlence alanıdır.

Adana Şehir Merkezi

Taşköprü (Justinianus Roma Köprüsü)

Adana Arkeoloji Müzesi

Adana Etnografya Müzesi

Atatürk Müzesi ve Evi

Adana Sinema Müzesi

Bebekli Kilise (İtalyan Katolik Kilisesi)

Adana Bedesteni

Büyük Saat

Yağ Cami (Ramazanoğulları)

Adana Ulu Camii (Ramazanoğlulları)

Tarihi Kazancılar Çarşısı

Akkapı Şeyh Cemil Nardalı Konağı

Adana Çevresi [değiştir]

Çiftehan Kaplıcaları

Karatepe-Aslantaş Milli Parkı

Aladağlar Milli Parkı

Yumurtalık Lagünü Milli Parkı

Akyayan Gölü

Anavarza Antik Kenti ve Anavarza Kalesi

Comona (Şar) Antik Kenti

Misis Antik Kenti (Mopsuestia)

Misis Mozaik Müzesi

Magarsus Antik Kenti

Akören Kilisesi ve Antik Kenti

Ceyhan-Sirkeli Höyüğü Muvattali Kabartması ve Antik Kenti

Yılankale

Toprakkale

Kozan (Sis) Kalesi ve Manastırı

Kurtkulağı Kervansarayı

Acısu Kaplıcaları ve Haruniye Termal Suyu

Akçatekir, Bürücek, Aladağlar, Horzum, Fındıklı, Hamidiye, Asar, Asmacık, Armutoluk, Belemedik, Meydan, Çamlıyayla ve Kızıldağ yaylaları

Ağyatan Kuş Cenneti ve Tuzla Gölü

Mutlaka tadılması Gereken Lezzetler

Dünyanın en önemli mutfaklarından biri olarak kabul gören ve geleneksel Türk ve Akdeniz Mutfağının birçok özelliğini içerisinde barındıran Adana mutfak kültüründe; acı, ekşi, narenciye, deniz ürünleri, zeytinyağı ve yeşillikler sıkça kullanılmaktadır. Adana Mutfağı’nda et oldukça önemli bir malzemedir ve mutfak ürünlerinin çoğunda et kullanılmaktadır. Adana Mutfağı’nın en ünlü yemeği tabiki lezzetiyle bağımlılık yapan, dünyaca meşhur Adana Kebap’tır. Kebap, genellikle bol salata çeşidinin yanı sıra yanında şalgam ile tüketilir. Son yıllarda Adana Kebabı Adana Ticaret Odası tarafından tescillenmiş ve restoranlarda Adana Kebabı olarak kebap satılmasına çeşitli hijyen ve lezzet standartları getirilmiştir. Adana Mutfağı’nın diğer ünlü yemekleri ise şunlardır:

Kebaplar

Adana Kebabı

Biryan Kebabı

Cığırtlak Kebabı

Şiş Kebabı

Yemekler

İçli Köfte

Şırdan Dolması

İşkembe Dolması

Sarımsaklı Köfte

Tırşik

Babagannüç

Kömeç Lapası

Çorbalar

Analı Kızlı

Püsürük Çorbas

Topalak Çorbası

Toga Çorbası

Çakıldaklı Çorbası

Dulkadın Çorbası

Tatlılar

Bandırma

Karakuş

Kaynar

Palıza

Karsambaç

Bici Bici

Içecekler

Şalgam suyu

Please follow and like us:
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
Pinterest
Instagram

author-avatar

This author has not supplied a bio yet.

Facebook
Google+
Twitter
YouTube
Pinterest
Instagram