Kahve

Kahve, kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının Coffea cinsinde yer alan bir ağaç ve bu ağacın meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilen tozun su ya da süt ile karıştırılmasıyla yapılan içeceği.

 

Etimolojisi

Kahve ağacının ilk bulunduğu yer olan Habeşistan’ın Kaffa yöresinin Arapça karşılığı “qahwah ” dır. Araplar bugün bilinen kahveyi henüz tanımıyorken kelime keyif veren içki, şarap anlamında kullanmaktaydı. Bugünkü anlamını 14. yüzyılda kazanmaya başlamıştır. Bu Türkçe’de “kahve”ye dönüşmüş, buradan da Avrupa’da café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee şekline gelmiştir.

 

Kahve ağacı

Çiçekleri beyaz ve hoş kokulu, kirazı andıran kırmızı meyvasının içinde iki çekirdek bulunan, dikildikten yaklaşık 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan ve 30-40 yıl boyunca aralıksız meyve veren bir ağaç türüdür. Doğal haline bırakıldığında 8-10 metreye kadar uzayan ağaç, meyvelerin kolay toplanabilmesi için sürekli budanarak 4-5 metre uzunluğunda bir çalı boyutunda tutulur. Kahvenin defne yaprağına benzer derimsi ve kenarları dalgalı kışın dökülmeyen koyu, parlak ve sivri uçlu yaprakları vardır. Bol yağış alan, ortalama sıcaklığın 18-24° C arasında bulunduğu ve don olayının görülmediği, ekvatorun 25 Kuzey’i – 30 Güney’i arasındaki kuşakta yetişir. Soğukta ağaç ölür, ayrıca ani ısı değişiklikleri de ağaca zarar verir. Nemli ortamı sevdiğinden, kahve ağacının düzenli yağışın olduğu tropik bölgelerde yetiştirilmesi gerekir. Doğada pek çok yetişen türü olmasına rağmen yalnızca coffea arabica ve coffea robusta adındaki türlerin tarımı yapılmaktadır.

 

Kahve çiçeği ve meyvesi

Bol yağışların ardından kahve ağacı, yılda iki ya da üç kez bembeyaz muhteşem çiçekler açar. Güçlü ve keskin kokuları kimi zaman yasemini kimi zaman portakal ağacının çiçeğini andırır. Yeni çiçek vermeye başlamış bir ağaç, dallarında bir yılda toplam 20-30 bin çiçek taşır.

Kahve çiçekleri açtıktan birkaç saat sonra solmaya başlar ve yavaşça meyve olmak için hazırlanırlar.

Kahve meyvesi ve çekirdeği [değiştir]

 

Kavrulmuş kahve çekirdeği

Kahve çiçeği beyaz renktedir ve yasemin gibi kokar. Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengindeki benzerlikler nedeniyle “kahve kirazı” olarak da adlandırılmaktadır. İçinde ince iki çekirdek bulunur. Çekirdeklerin birbirine bakan tarafı düz, dış tarafı yuvarlaktır. Her çekirdeğin içinde aynı biçimde bir tohum (kahve tanesi) vardır. Tanenin düz yüzeyinde, içi sert bir besidokusu ile dolu olan, derin bir çizgi yer alır, Besidokusunun dış tabakası ince bir zarla kaplıdır. Zarın dışında ise daha sert bir kabuk vardır. Eğer kahve çekirdeği daha sonra tohum olarak kullanılacaksa çekirdek kabuktan ayrılmaz.

Bazı kahve ağaçlarının meyvesinden iki yerine bir tane çekirdek çıkar. Bu çekirdek (peaberry), diğerlerine göre çok daha yuvarlak bir şekle sahiptir. Tek olarak çıkan çekirdekler, diğerlerinden ayrılarak üretim sürecinden geçirilir. Genellikle fiyatları da normal kahveye göre çok daha pahalıdır.

Kahve meyvelerinin çok düzenli kontrol edilmeleri gerekir, çünkü olgunlaştıktan sonra 14 gün içinde çürümeye başlarlar.

 

Coffea Arabica (Arabika)

Etiyopya’da keşfedilen ilk kahve bitkisinden türemiş olan Coffea Arabica, daha çok yüksekliği 800-2000 metre arasında olan dağlık platolarda veya volkanik yamaçlarda yetişir. Her yağmurlu dönemin ardından çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 9 ay gerekir. Tipik bir arabica ağacı, bir yılda yaklaşık 5 kg meyve verir ve bu meyvelerden 1 kg kahve çekirdeği elde edilir.

Yeşilimsi sarı renkteki oval Arabica çekirdeklerinden üretilen kahve, Robusta’ya göre daha az kafein içerir. Ayrıca daha lezzetli ve tatlı bir aromaya sahiptir.

Arabica kahvesi dünya kahve üretiminin %70’ini oluşturur. Ancak hastalıklara ve iklim koşullarına çok dirençli olmadığından yetiştirilmesi daha zordur ve daha pahalıdır.

En çok bilinen çeşitleri; Brezilya, Orta-Doğu Afrika, Hindistan, Endonezya’da yetişen “Bourbon” ve Latin Amerika’da yetişen “Typica”dır. Bunları Tico, Blue Mountain, Mundo Novo, Caturra ve San Ramon izler.

Arabica türünün asit oranı Robusta’ya göre daha az ve aromalıdır. Bu yüzden damak tadı için en çok bu türü tercih edilir. Ülkemizde ise yanlızca Mersin ve Anamur’da deneme dikimleri iyi sonuç vermiştir. Hali hazırda 850 hektar alanda kahve tarımı yapılmaktadır.

Coffea Canephora (Robusta) [değiştir]

Coffea robusta, 0-600 metre arasında yetişir. Arabica’nın tersine düzensiz olarak çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 10-11 ay gerekir.

Sarımsı kahverengindeki yuvarlak Robusta çekirdeklerinden üretilen kahve, Arabica’ya göre yaklaşık iki kat daha fazla kafein içerir.

Robusta kahvesi dünya kahve üretiminin yaklaşık %30’unu oluşturur. Hastalıklara ve iklim koşullarına çok dirençli olduğundan yetiştirilmesi çok daha kolay ve ucuzdur.

En çok bilinen çeşitleri; Java-Ineac, Nana, Kouliou ve Congensis’tir.

 

Kahve içerdiği kafein maddesinin uyarıcı niteliği yüzünden dikkat artırıcı ve stimülan özelliğe sahiptir. Ağrı kesicilerin etkisini %40 arttırmaktadır.

 

 

Kahve’nin anavatanı olan Etiyopya’nın yüksek yaylaları, yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bölgelerde yerli halk bu bitkinin tanelerini un haline getirip bir çeşit ekmek yapıyordu. Meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve “sihirli meyve” olarak adlandırılıyordu. Kahve, ünüyle birlikte hızla Arap Yarımadası’na yayıldı ve 300 yıl boyunca Habeşistan’da keşfedilen yöntem ile içilmeye devam edildi. 14. yüzyılda ise yepyeni bir keşif ile ateşte kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten sonra kaynatılarak içime sunuldu. Kahve’yi ilk olarak işleyip içmeye başlayan Yemen’deki sufi tarikatıdır. Buradan 1470’li yıllarda Aden’de, 1510’da Kahire’de 1511’de Mekke’de görülmüştür.

Yavuz Sultan Selim döneminde (1517) Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen’de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul’a getirmiştir.

Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini aldı ve büyük ilgi gördü. Saray görevleri arasına “kahvecibaşı” adında bir de rütbe eklendi. Padişahın ya da bağlı olduğu devlet büyüğünün kahvesini pişirmekle görevli olan kahvecibaşı, sadık ve sır tutmasını bilenler arasından seçilirdi. Osmanlı tarihinde kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenlere bile rastlandı.

Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline geldi. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu.

1544 yılında İstanbul’da Tahtakale’de iki Suriyeli Arap ilk kahvehaneyi açmışlardır.

İstanbul’a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri bu içeceği Venedik’e taşıdı. Böylece Avrupalılar kahveyle ilk kez 1615’te tanışmış oldu. Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda satılan kahve, 1645’te açılan İtalya’nın ilk kahvehanesinde yerini aldı. Kısa zamanda sayıları hızla çoğalan bu kahvehaneler de; diğer pek çok ülkede olduğu gibi özellikle sanatçıların, öğrencilerin ve her kesimden halkın bir araya gelerek sohbet ettikleri en gözde yerler oldu. Kahve Paris’e 1643, Londra’ya 1651’de ulaştı.

Avrupalılar dünyanın çeşitli yerlerinde kahve plantasyonları kurdular. Endonezya-Cava’da 1712 yılında kahve tarımı başladı. Hollanda Cava ve Doğu Hint Adaları’nda, Fransa Antiller’de kahve yetiştirdi.

 

Dünya’da petrol’den sonra en büyük ticaret alanını oluşturan üründür.[kaynak belirtilmeli]

Türkiye’deki ticareti

İlk kez 1727 yılında Brezilya’dan kahve ithal edilmeye başlanmıştır. Türkiye’deki en eski kahveci 1871 yılında kurulmuş Kurukahveci Mehmet Efendidir. Anadolu’da kahve ekimi ile ilgili çalışmalar yapılmış fakat başarılı olunamamıştır. 2.Dünya Savaşı sırasında Tekel kapsamına alınmıştır. 1980’li yıllarda Nestle firması Nescafe’yi piyasaya sürmüştür. 2004’ten beri Türkiye’de sadece Mersin ve Anamur’da 16 hektarlık bir alanda kahve tarımı yapılmaktadır.[kaynak belirtilmeli]

Yöreleriyle Ünlü Kahve Çeşitleri

 

Kahve tarımı aynı cins kahvelerden de yapılsa yetiştikleri bölgenin toprak, iklim yapısı ve o bölgedeki geleneklerden gelen işleme yöntemlerine göre değişiklik gösterebilirler. Sıklıkla bilenen yöresel kahveler aşağıdaki gibidir:

Ethiopian Yirgacheff – Şarabımsı buruk tadı olan Etiyopya kahvesi.

Ethiopia Sidamo – Yoğun egzotik meyveler ve turunç tatları içeren Etiyopya kahvesi.

Santos – Brezilya’da bir liman adıdır,kahve yetişmez.

Rio Minas – Genellikle Türkiye’de ve balkanlarda türk kahvesi için sıkça kullanılan ekonomik bir Brezilya kahvesi.

Sumatran – Düşük asit dengesine sahip Endonezya kahvesi. İsli kokusu ve ve topraksı karamelimsi tadlarıyla meşhurdur.

Supremo – Kolombiya’da en kaliteli kahve kategorisine verilen addır.

Excelso – Kolombiya’da Supremo’ya göre daha küçük boyutlara sahip kahve çekirdeğidir. Filtre kahve harmanlarında sıkça kullanılır. Şekerli tatlara sahiptir.

Antigua – Guatemala’nın Antigua ovasında yetişen çikolatamsı ve baharatlı lezzetleriyle ön plana çıkan kaliteli kahvedir.

Tarrazu – Kosta Rika dünyanın en prestijli ve dengeli kahvelerini üretmektedir. Fındıksı, çikolatamsı tatlar içeren ve finca adı verilen çiftliklerde yetiştirilip işlenen bu kahve Tarrazu ismiyle bilinmektedir.

AA – Özellikle Kenya’da kahve hasatları bir arada toplanıp boyutlarına göre ayıklanır. En büyük boyutlara sahip çekirdeğe AA ünvanı verilir.

 

Kahve Hazırlama ve Sunum Çeşitleri

 

Türk Kahvesi – Telvesi ile servis yapılan tek kahve çeşidi

Türk kahvesi, Türkler tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Telvesi ile ikram edilen tek kahve türüdür.

Kahvenin kökeni araştırmacılar tarafından 14. yüzyıl başlarında Güney Habeşistan’dan tüm dünyaya yayıldığı şeklinde belirtilmiştir. Bunun kaynağı da kökenbilimsel olarak kahve ile yakın benzerlik gösteren Güney Habeşistan’daki Kaffa yöresi gösterilmektedir.[1]

Önceleri Arap Yarımadası’nda kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, bu yepyeni hazırlama ve pişirme metoduyla gerçek kahve lezzetine ve eşsiz tadına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa; uzun yıllar kahveyi, Türk kahvesi olarak bu yöntemle hazırlayıp tüketmiştir.

Brezilya ve Orta Amerika kaynaklı, arabica türü, yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden harmanlanan ve tercihen kömür ateşinde ağır ağır, titizlikle kavrulan Türk Kahvesi, çok ince öğütülür. Bir cezve yardımıyla su ve isteğe göre şeker ilave edilerek pişirilir, bir fincan kahveye iki çay kaşığı kahve atılır. Küçük fincanlarla servis yapılır. İçilmeden önce telvesinin dibe çökmesi için kısa bir süre beklenir. Su, sanıldığı gibi kahvenin sonunda değil; kahveyi içmeden önce içilmektedir. Ayrıca tüm dünyada espresso ile en çok tüketilen kahve türüdür ki dünya genelinde hemen hemen her tür restorantın menüsünde bulunan 2 kahveden biridir.

 

Türk kahvesi yapımında kullanılan bakır cezve Lokum ve bir bardak su ile sunulan türk kahvesi 1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul’a getirdi. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı. İlk olarak Tahtakale’de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede, gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa’yı oradan da tüm dünyayı sardı.

 

Mırra – Şanlıurfa’ya özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahve.

Mırra, Tüm Arap coğrafyasına özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahve. İsmi, Arapça acı anlamına gelen murdan türemiştir. Çok acı ve koyu olması nedeniyle ufak bardakta içilir. Türkiye’de de Şanlıurfa , Mardin gibi Arap kültürünün hakim olduğu yörelerde kültürel açıdan anlamlı, sunumu özel çaba gerektiren bir içecektir.

 

Mırra için özel bir kahve çekirdeği yoktur. Kahve çekirdekleri kavrulup dibek adlı havan benzeri kaba alınır ve taneleri çok inceltilmeden dövülür. Dövme işlemi için günümüzde değirmenler ve kahve makineleri de kullanılmaktadır.

Mırranın hazırlanmasında en önemli kısım kaynatma evresidir. Kaynama süresi, bilinen yöntemlere göre çok uzundur, belli aşamalarda kahvenin telvesi ayrılıp karışıma su eklendikten sonra devam edilir. Çekilmiş kahve üzerine su eklenerek kaynatılır, belli bir kıvama geldikten sonra tortusundan ayırmak amacıyla mutbak adlı özel kaba süzülür. Elde edilen karışıma tekrar kahve ve su eklenir. Bir iki defa daha süzme, kahve ve su ekleme işlemi gören kahve, tortusundan ayrıldıktan sonra kahve katılmadan sadece su eklenerek bir iki kere daha mutbaktan geçirilir.

Mırraya tat vermesi amacıyla karışıma kakule katılabilir. Şekersiz içildiği için hazırlanırken tatlandırılmamaktadır.

 

Sunum

Kahve fincanının kenarını boyayacak kadar pekmezimsi bir kıvama gelen mırra servis için bakır, işlemeli bir imbiğe ya da cezveye aktarılır.

Mırra geleneksel olarak kulpsuz, küçük tek bir fincan ile servis edilir. Serviste yaş olarak büyükten küçüğe doğru giden bir sıra takip edilir.

Kahveyi servis eden kişi sırası gelen konuğa bir içimlik, fincanın aşağı yukarı yarısına gelecek kadar mırra doldurur. Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur. İkinciyi de içen konuk, fincanı servis eden kişiye geri verir. Kahveyi servis eden kişi her servisten sonra bardağı siler ve bir sonraki konuğa aynı fincanla ikramda bulunur.

 

Mırra benzerleri

Geleneksel olarak mırra ustaları tarafından hazırlanması makbul olan mırra, zahmetli bir içecek olduğu için günümüzde kuvvetli kahvelere çok az su eklenerek sunulmaktadır. Bu tür kahveler mırra olmayıp, sadece kuvvetli, yoğun kahvelerdir.

Mırranın Espresso ile benzerliği bilinmektedir. Ancak, sadece kuvvetli tat açısından benzerlikleri vardır, hazırlanmaları farklıdır. Kuvvetli espresso hazırlamak için kullanılan double shot (bardak başına düşen kahve miktarını iki katına çıkarmak) yöntemi ile mırra hazırlama yöntemi farklıdır. Double shot sadece kahve miktarını arttırırken mırra hem fazla miktarda kahve ile hem de birden fazla demlenerek hazırlanır.

·

Espresso – Makine ile hazırlanan, koyu kavrulmuş, İtalya’ya özgü bir kahve türüdür.

Espresso, koyu kavrulmuş, Türk Kahvesi kadar olmasa da, yeteri kadar ince çekilmiş (kahve öğütücüsünde 15 saniye kadar) ve Espresso makinesinin kahve haznesinde (tek bir ölçü için yaklaşık 7 gr.) sıkıştırılmış kahveden geçirilen basınçlı 30 ml’lik sıcak suyun (90-96 derece)yaklaşık 20 saniye boyunca bardağa boşalması ile hazırlanan İtalya’ya özgü bir kahve türüdür.

Espresso makinasında aşağıdaki bölümler bulunur.

Su haznesi,Su ısıtıcısı,Pompa,Kahve haznesi ve (Cappucino yapabilen makinelerde süt köpürtmek için kullanılan buhar vanası ve buhar kolu)

 

Su haznesine taze ve oda sıcaklığında içme suyu konur. Kaliteli şişe su tercih edilmelidir. Makine açılarak özellikle metal kahve haznesinin iyice ısınması beklenir (el yakacak kadar). Hazne kaynar suyla yıkanarak ya da kahve koymadan boşa birkaç kez çalıştırılıp içinden sıcak su geçirilerek de ısıtılabilir. Türk kahvesi fincanı boyutlarında ama kenarları daha kalın olan Espresso fincanları da, buhar üfleyicisi ile veya içinde sıcak su bekletilerek ısıtılmalıdır, bunun nedeni espresso kahve kültüründe, kahvenin 90 ila 96 derece arası bir sıcaklıkta, fincanların ise; el yakacak ve kahvenin oda sıcaklığında ısısını birkaç dakika boyunca koruyabileceği bir ısıda olmasıdır. Hazne ve fincan ısıtıldıktan sonra, bir ölçek (7 gr. kadar) kahve, metal hazneye doldurulur ve birazcık sıkıştırılırak (bazı makinaların bir bölümünde kahve sıkıştırmak için özel sıkıştırıcılar bulunur) makinaya takılır. Bu şekilde suyun kahve içerisinde, fincana dolum aşamasına kadar geçen sürede oluşan yolculuğunun daha uzun sürmesi ve kahvenin aromasını tam olarak alabilmesi sağlanır. Daha sonra makinenin düğmesine basılarak pompa çalıştırılır ve basınçlı (yaklaşık 10 bar) sıcak su kahve haznesinden geçerek fincana dolmaya başlar. Kahve yeteri kadar ince çekilmemişse su çok çabuk akar, ve kahvenin tadını ve rengini tam olarak alamaz. Çok ince çekilmiş kahvede ise su akmaz veya çok yavaş akar, bu durum da normalde filtre haznesinde kalması gereken acı yağların fincana dolmasına neden olur. Bu sebeplerden dolayı espresso makinesinde, en uygun incelikte çekilmiş kahve kullanmak çok önemlidir. Kahve haznesinden fincana akan kahvenin rengi ve akışı izlenmelidir. Fincana dolum sırasında, yoğun ve koyu renkli kahve, zamanla rengi açılarak en sonunda, beyaza yakın renkte köpüklü kahveye dönüşür. Bu olay yaklaşık 20 saniyelik bir zaman diliminde oluşmalıdır. Espresso fincanlarında, 30 ml’lik kahve, fincanın 3/4’ünden biraz daha azını oluşturur. Bu ölçüye solo adı verilir. Dilendiğinde ise, normal fincanın iki katı büyüklüğünde bir fincana iki kez kahve dolumu yapılabilir, bu ölçü ise doppio olarak adlandırılır.

(Not: Yukarıdaki tarif (kullanım talimatı) yaygın olarak kullanılan yarı otomatik bir espresso makinasına göre yapılmıştır. Her makinanın kendine has kullanım talimatına uyulmalıdır. Ayrıca pompası olmayan, bunun yerine elle çalışan bir kolu olan manuel makinalar olduğu gibi kahveyi çekirdek olarak alıp espresso olarak veren tam otomatik makinalar da mevcuttur.)

 

Espresso, günümüzde sade olarak içilmesi dışında, bir çok damak tadına hitap eden ve özellikle sütle hazırlanan kahvelerin de bazıdır. Bu kahvelerden bazıları;

Americano: Cappucino bardağı büyüklüğünde bir kupada, tek veya double espresso üzerine, kupa doluncaya kadar kaynar su eklenir.

Cappuccino: Bardağın 1/3’ü tek ölçü espresso, 1/3’ü buharla ısıtılmış kıvamlı süt ile karıştırılır. Üzerlerine bardağın 1/3’ü hacminde kalın süt köpüğü yerleştirilir. Tarçın veya çikolata rendesi ile süslenir.

Latte: Tek veya double espresso buharla ısıtılmış kıvamlı süt dolu bir kupaya eklenir. Tercihe göre üzerine çok az miktarda süt köpüğü ve tatlı krema eklenir.

Mocha: Tek veya double espresso, buharla ısıtılmış kıvamlı süt ve çikolata harmanlanır. Kahve ve çikolata lezzeti birarada sunulur.

Ristretto: Espresso yaparken su yarısı kadar kullanılır. Yani fincanın yarısına gelmeden makinadan alınır. Çok kuvvetli, konsantre ve nefis bir espresso ortaya çıkar.

Lungo: Fincanın 2/3’ü değil de tamamı dolana kadar beklenerek yapılan Espresso. Tadı acı olur.

Macchiato: Tek veya double espresso üzerine çok az miktarda süt köpüğü dokundurulur. Sicak sut ve sut kopugunun uzerine espresso eklenerek yapilir. Temelde diger tum sutlu kahvelerden en buyuk farki sutun kahveye degil, kahvenin sutun uzerine eklenerek yapilmasidir.

Con Panna: Tek veya double espresso üzerine bir kat tatlı krema eklenir.

 

 

Mocha – Latte’ye çikolata tozu veya şeker eklenmesiyle yapılan kahve.

 

Viennese – Espresso’ya çikolata ve krema katılarak hazırlanan Viyana usulü kahve. ( Daha sonra Viyana Kahveleri bölümünde islenilecektir)

 

Filtre Kahve – Orta kalınlıkla çekilmiş kahvenin bir genellikle bir kağıt filtre yardımıyla filtre edilerek demlenmiş kahve çeşididir.

 

French Press – Kalın çekilmiş kahvenin aynı ad verilen bir demleme kapında suyla karıştırılıp ucunda metal bir süzgeç olan pistonla filtre edilerek hazırlanan kahve çeşididir.

 

Cafe au lait – Fransızların sütlü filtre kahvesi. Sutu kahvesinden daha fazladir. 1/3 kahve 2/3 sicak sut.

 

Kahve hakkında kitaplar

Sohbetin Bahanesi Kahve – Deniz Gürsoy, Oğlak Yay. İstanbul 2005. (ISBN 975-329-519-7)

Kahvename – Namık Açıkgöz, Akçağ Basım, Ankara 1999.

Eski İstanbul’da Kahvehaneler- Burçak Evren, Milliyet Yay. İst. 1994

 

 

Kaynaklar

YILDIZ, M. Cengiz, (1996), “Kahvehanelerin Sosyal Hayattaki Yeri”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 8, 157–194.

YILDIZ, M. Cengiz, (2002), “Türk Kültür Tarihinde Kahve ve Kahvehane”, Türkler, C.10, Yeni Türkiye Yayınları, 635–639.

YILDIZ, M. Cengiz, (2007), Kahvehane Kültürü, Beyan Yayınları, İstanbul.

Gündelik Hayatımızın Tarihi, Kudret Emiroğlu, Dost Kitapevi, sayfa 339

Temel Britanica, Kahve maddesi

Bilim ve Buluşlar Tarihi, Isaac Asimov, sayfa 79

Akşam Gazetesi, 28 Aralık 2006 Future Trends eki

Wikipedia

Please follow and like us:
Facebook
Google+
Twitter
YouTube
Pinterest
Instagram

author-avatar

This author has not supplied a bio yet.

Facebook
Google+
Twitter
YouTube
Pinterest
Instagram